Biz nasıl para kazanacağız? Etkin Piyasa Hipotezi

Biz nasıl para kazanacağız?

Bir giriştim araştırmaya. Varlığını unuttuğum kitaplarıma da bakayım derken yazı 13 sayfa olmuş. Makale gibi, proje ödevi gibi…

Tarihler, uzun paragraflar, ağır ağır tanımlar, kaynaklar.

Silip atmaya da yayınlayıp sizi sıkmaya da elim varmadı. Biraz değiştirip benim klasik yazı dilime çevirmeye çalıştım konuyu. Bazı bölümlerde işin içine tanımlar girecek ister istemez. Ağır sıkıcı bir yazı olmasın diye çabaladım. Bakalım olmuş mu?

Hazırsanız soruyorum:

Biz nasıl para kazanacağız?

Etkin Piyasa Hipotezi (EPH): Piyasa Her Şeyi Bilir mi?

Finans alanında yöntem çok, kavga bol. Temel analiz değer arar. Teknik analiz fiyatın davranışına bakar. Etkin piyasa teorisi fiyatın zaten tüm bilgiyi içerdiğini iddia eder. Davranışsal finans ise masaya oturur ve tek cümlede bütün yapıyı tersyüz eder. Nasıl mı? Kaydırın sayfayı konuşalım.

Zayıf, Yarı Güçlü ve Güçlü Formlar Nedir?

Etkin Piyasa Hipotezi (İngilizce de yazalım havalı görünsün: Efficient Market Hypothesis), Eugene Fama tarafından ortaya konmuş, finansal piyasaların mevcut bilgiyi fiyatlara ne ölçüde yansıttığını açıklamaya çalışan temel bir yaklaşımdır.

Hipotezin çıkış noktası basit: Piyasa fiyatları eldeki tüm bilgiyi hızlı ve etkin biçimde içselleştiriyorsa, hiçbir yatırımcı mevcut bilgiyi kullanarak istikrarlı biçimde piyasa üstü getiri elde edemez.

Fama, etkinliği üç formda ele alıyor:

Zayıf formda etkinlik:

Piyasa fiyatlarının, geçmiş fiyat ve işlem hacmi verilerini tamamen yansıttığı varsayılır. Yani geçmiş fiyat hareketlerine bakarak gelecekteki fiyatları sistematik biçimde yenmek mümkün değildir. Bu durumda teknik analizle, sürekli olarak normalin üzerinde bir getiri sağlayamazsınız.

Yarı güçlü formda etkinlik:

Piyasada kamuyu aydınlatma yoluyla açıklanmış tüm bilgiler fiyatlara yansımıştır. Böyle bir piyasada ne teknik analiz ne de halka açık veriye dayalı temel analiz, uzun dönemde sistematik şekilde piyasa üstü performans sağlayamaz. Çünkü herkesin ulaşabildiği bilgi seti zaten anında fiyatın içindedir.

Güçlü formda etkinlik:

En katı yaklaşım bu. Fiyatların sadece halka açık bilgiyi değil, gizli ve özel bilgiyi de (içeriden bilgiye sahip olmak bile) uzun vadede tutarlı biçimde üstün getiri üretmeye yetmez. Bilgi asimetrisinin fiilen ortadan kalktığı kabul edilir.

Ama gerçek dünyada işler böyle mi? Değil tabi ki. İçeriden bilgi ticareti zaten yasak. Unutun bunu. Fiilen kâr sağlayabildiği ve çeşitli soruşturmalara konu olduğu için, tüm özel bilginin eksiksiz ve anında fiyatlara yansıdığı düşüncesini çoğu araştırmacı gerçekçi bulmuyor.

Etkin Piyasa Hipotezi’nin temel sonucu şudur: Piyasanın etkinliği arttıkça arbitraj fırsatları çok kısa sürede ortadan kalkar ve mevcut bilgiye dayanarak sürekli avantaj elde etmek imkânsız hale gelir. Bu nedenle, piyasaların önemli ölçüde etkin olduğu varsayıldığında, endekse dayalı pasif stratejiler rasyonel bir tercih olarak öne çıkar. Çünkü aktif seçimin sağlayacağı ek avantaj kalmadığı kabul edilir.

Teori vs. Gerçek: Piyasa Neden Her Zaman Etkin Değildir?

Etkin Piyasa Hipotezi piyasanın bildiği her şeyi fiyata yansıttığını söyler. Ama gerçek hayatta piyasa her zaman bildiğini düzgün kullanmaz. Bilgi çoğu zaman asimetrik dağılır. Bunun yanında işlem maliyetleri, vergi uygulamaları, regülasyonlar, kısıtlamalar ve likidite yetersizlikleri gibi sürtünmeler, fiyatların bilgiye tam ve anında uyum sağlamasını engeller. Yüksek işlem maliyetleri veya bazı düzenleyici sınırlamalar, arbitraj yapmayı güçleştirerek yanlış fiyatlamaların uzun süre devam etmesine yol açabilir.

Davranışsal Finans: İnsan Faktörü Oyunu Nasıl Bozar?

Yatırımcılar bilgiye her zaman nesnel tepki vermez. Duygusal ve bilişsel önyargılar karar sürecine sızar. Aşırı özgüven, sürü psikolojisi, kayıptan kaçınma gibi önyargılar varlık fiyatlarında sistematik sapmalara neden olabilir. Dot-com balonu, 2008 küresel finansal krizi gibi balon ve çöküş dönemlerinde, fiyatların her zaman temel değerleri yansıtmadığı net biçimde görülmüştür.

Küçük şirketlerin ya da ucuz görünen hisselerin uzun vadede daha iyi performans göstermesi tesadüf değildir.

Grossman-Stiglitz Paradoksu ve Analiz Yapmanın Gerekliliği

Grossman ve Stiglitz’in ortaya koyduğu paradoksa göre, piyasalar gerçekten tam anlamıyla etkin olsaydı, hiçbir yatırımcının bilgi toplamak için motivasyonu kalmazdı. Çünkü fiyatlar zaten mevcut bilginin tamamını içeriyorsa, analiz yapmanın maliyeti elde edilecek getiriyle karşılanamaz. Eğer piyasa kusursuz etkin olsaydı, kimse analiz yapmaz, analiz sektörü ayakta kalmazdı.

Shiller 1981’deki çalışmasında, hisse senedi fiyatlarının gelecekte beklenen temettü akımlarının bugüne indirgenmiş değerine kıyasla çok daha dalgalı olduğunu ortaya koymuştur. Bu aşırı oynaklık, fiyatların her zaman temel değer etrafında dengelenmediğini, zaman zaman irrasyonel coşku ve paniğin devreye girdiğini göstermiştir. Yani fiyatlar çoğu zaman olması gerekenden daha fazla dalgalanır. Bunun nedeni haber değil, insan psikolojisidir. Balonlar ve krizler, piyasanın her zaman doğruyu yansıtmadığının en net kanıtıdır. Sonra Shiller’in bu çalışması da eleştirilmiştir. Ama konuyu dağıtmamak için buraya girmiyorum.

Bir piyasanın etkin olup olmadığını sınarken, çoğunlukla bir denge modeli ya da getiri modeli referans alınır. Eğer gözlemlenen getiriler modelle öngörülenlerden sapıyorsa, bu sapma ya piyasanın etkin olmadığına ya da kullanılan modelin yanlış olduğuna işaret ediyor olabilir. Akademik testler bile piyasanın etkin olup olmadığı konusunda her zaman net sonuç vermez. Bu yüzden “piyasa her zaman etkindir” demek de “piyasa tamamen irrasyoneldir” demek de hatalıdır. Gerçek dünya ikisinin ortasındadır.

Etkinlik sabit bir durum değildir. Döneme göre artar, zayıflar, tekrar güçlenir.

Ve son olarak; 2013’te Fama ile Shiller’in Nobel Ekonomi Ödülü’nü birlikte alması tesadüf değildir. Piyasa bazen akıllı, bazen duygusal davranıyor.

Piyasa Ne Aptal Ne de Tamamen Adildir

Piyasa ne aptal ne de olması gerektiği kadar adildir. Eğer piyasalar herkesin aynı bilgiyi aynı anda kullandığı kusursuz bir düzen olsaydı, YouTube videosu izleyerek, üç tane grafik çizerek veya “herkes bunu konuşuyor” diye hisse alarak para kazanmak mümkün olmazdı. Zaten bu yüzden herkesin bildiği yöntemler genelde herkesi zengin etmiyor.

Gerçek dünyada bilgi geç gelir, eksik gelir ya da yanlış yorumlanır. İşlem maliyetleri vardır, vergiler vardır, kısıtlar vardır. Ve en önemlisi insan vardır. İnsanlar sanıldığı gibi soğuk kanlı hareket etmez. İnsan, panikler, coşar, çoğunluğa katılır, yorumlara kanar.

Bu yüzden zaman zaman olmaz denen şeyler olabilir. Balonlar şişer, sonra patlar. Bir hisse çok pahalıyken daha da pahalı olur, ucuzken kimsenin yüzüne bakmadığı aylar yaşar. Akademisyenlerin anormallik dediği şeyler, aslında piyasanın ara sıra saçmalamasıdır.

Bir şey geçmişte çok kazandırdı diye, bundan sonra da kazandıracağına inanmak safdilliktir. Çünkü yüksek getiri her zaman zekadan değil, bazen alınan riskten gelir. Riskinin farkında değilsen, getiriyi de yanlış yorumlarsın.

Bu tartışmalar hiç analiz yapmadan, otur kenarda demez. Ama kolay kazanç masallarına inanma sakın.

Piyasa seni özellikle kandırmaya çalışmaz. Ama sen kendini kandırmaya yatkınsan, piyasa sana engel olmaz.

Daha da özetleyelim mi?

Piyasayı yendiğine-yeneceğine, büyük resmi çözdüğüne inanan çoktur.

Piyasanın kimleri yendiğini ise herkes bilir.

Devam yazısına buradan ulaşabilirsiniz. Biz nasıl para kazanacağız? Bölüm-2

Eğer şirketiniz için rasyonel bir finansal yapı kurmak ve risklerinizi doğru yönetmek isterseniz, Yapıcı Danışmanlık bünyesinde sunduğumuz sistem mimarisi çözümlerine göz atabilirsiniz.

Yapıcı Pro İçerik Değeri

İçeriği değerlendir, Pro Lig'de yüksel

Görüşünü paylaş, içerik sıralamasını belirle ve Pro Lig katılım puanı kazan.

+ 1 Katılım puanı

Bir yanıt yazın