Biz nasıl para kazanacağız

Biz nasıl para kazanacağız? Bölüm-2

Geldik benim konuma. Ben bu konuda tez yazarım derler ya hani… Ben cidden yazdım.

Hazırsanız bu devam yazısında teknik analiz nedir ve ne değildir? Yönteme yapılan eleştiriler ve finans çevresinin konuya bakışı üzerine bir yazı yazalım.

Neden mi?

Çünkü mesele para kazanmaksa kör uçuşu yapamayız.

Sıkmamaya çalışacağım. Söz.

Biz nasıl para kazanacağız?

Neymiş bu Teknik Analiz?

En sade haliyle bir tanım yazmakla başlayayım. Bir finansal varlığın geçmiş fiyat ve işlem hacmi verilerinden hareketle geleceğe ilişkin olasılıklı çıkarımlar üretmeyi amaçlayan bir analiz yöntemidir. Olmadı değil mi? Yöntemin teorik derinliğini ve pratikte üstlendiği rolü açıklamakta yetersiz kaldı tanım. Burada sadece grafik okuma pratiğinden bahsetmiyoruz; piyasa katılımcılarının kolektif davranışlarının fiyatlara nasıl yansıdığını inceleyen bir karar destek çerçevesi kurmaya çalışıyoruz.

Yaklaşımın temel varsayımı şudur: Piyasalarda oluşan fiyatlar, sadece var olan bilgiyi değil, yatırımcıların bu bilgiye verdikleri tepkileri de içerir. Yani teknik analiz, bilginin kendisiyle değil, bilginin fiyat üzerindeki etkisiyle ilgilenir. Bu yönüyle de rasyonel beklentiler varsayımına dayanan klasik finans yaklaşımlarından ayrışır. Bakın ilk eleştiriyi yazmış olduk.

Teorik Zemini ve Varsayımları Falan Filan

Sıkılmayın bunları açıklamak zorundayız. Kuramsal temeli üç ana varsayım etrafında şekillenir. Birincisi, piyasadaki tüm bilgilerin fiyatlara yansıdığı kabulüdür. Bu varsayım, ilk bakışta Etkin Piyasa Hipotezi ile çelişiyor gibi görünse de teknik analiz bilgiyi değil fiyatı merkeze alarak farklı bir okuma önerir.

İkinci varsayım, fiyatların belirli trendler dahilinde hareket ettiğidir. Fiyat hareketlerinin tamamen rassal olmadığı, aksine belirli yönsel eğilimler oluşturduğu kabul edilir. Bu eğilimler, yükselen, düşen ya da yatay trendler olarak sınıflandırılır ve yatırım kararlarının temel referans noktalarından birini oluşturur.

Üçüncü varsayım ise piyasa davranışlarının tekrar eden yapılar sergilediğidir. İnsan psikolojisinin değişmeyen bazı kalıplar üzerinden hareket ettiği düşüncesi, teknik analizde formasyonlar ve göstergeler aracılığıyla somutlaşır. Bu bağlamda teknik analiz, matematiksel olduğu kadar davranışsal bir okuma biçimidir.

Trend mi?

Hayır moda terimi değil. Ne in, ne out bakmıyoruz. Bizim trend dediğimiz şey, fiyatların belirli bir zaman diliminde izlediği genel yönü ifade ediyor. Trendin yönü, yatırımcının hangi yönde pozisyon alacağına dair temel sinyali üretir. Yükselen bir trendde ana strateji alım yönlü pozisyonlarken, düşen trendlerde korunma ve satış stratejileri ön plana çıkıyor.

Trend çizgileri ve trend kanalları, fiyat hareketlerinin sınırlarını görselleştirerek yatırımcıya referans noktaları sunar. Bu çizgiler, yalnızca geçmişi açıklamak için değil, olası kırılma noktalarını öngörmek için kullanılır. Trendin bozulduğu noktalar, teknik analizde karar anlarının yoğunlaştığı yerlerdir.

Allah’ını seven defansa gelsin: Destek ve Direnç Seviyeleri

Destek ve direnç seviyeleri, fiyatın geçmişte tepki verdiği alanları temsil eder. Destek seviyeleri, fiyatın aşağı yönlü hareketlerde tutunma eğilimi gösterdiği noktalar; direnç seviyeleri, yukarı yönlü hareketlerin zorlandığı alanlardır.

Bunu dağcılık üzerinden anlatalım mı? Bazı noktalar vardır; zemin sağlamdır, kaya tutunmaya uygundur ve tırmanıcı düşüş sırasında bu seviyelerde durup yeniden denge kurabilir. Teknik analizdeki destek seviyeleri, fiyatın aşağı yönlü hareketlerde benzer şekilde tutunabildiği bu doğal eşikleri temsil eder. Buna karşılık, rotanın bazı bölümleri daha diktir ve ilerlemek zorlaşır. Tırmanıcı bu noktalarda yavaşlar ya da geri çekilir. Direnç seviyeleri de fiyatın yukarı yönlü hareketlerinde zorlandığı, ilerlemenin güçleştiği bu kritik geçitlere karşılık gelir.

Bu seviyeler, sadece matematiksel hesaplamalarla değil, piyasa katılımcılarının kolektif hafızasıyla oluşur. Yatırımcı her zaman takiptedir ve daha önce yoğun işlem görmüş fiyat seviyeleri referans niteliği taşır. Bu nedenle fiyat davranışı bu bölgelerde belirginleşir.

Bizim Kaynak Merkezi’nde bir teknik analiz göstergeleri sözlüğümüz var gördünüz mü?

Hayır ise burayı tıklayabilirsiniz.

Teknik analiz göstergeleri, fiyat ve hacim verilerinin matematiksel işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen yardımcı araçlardır. Trend göstergeleri, momentum göstergeleri, volatilite ve hacim göstergeleri farklı piyasa koşullarını ölçmeyi amaçlar.

Hareketli ortalamalar, fiyatın genel eğilimini yumuşatarak trendin yönünü belirlemeye yardımcı olurken; momentum göstergeleri fiyat hareketinin hızını ve gücünü ölçer. Volatilite göstergeleri piyasanın ne kadar dalgalı olduğunu ortaya koyar ve risk yönetimi açısından kritik rol oynar.

Akademik literatürde tek bir göstergenin mutlak doğruluk sunduğuna dair bir kabul yoktur. Farklı göstergelerin birlikte kullanılması ve sinyallerin teyit edilmesi, daha sağlıklı karar alma sürecinin temelini oluşturur. Uygulamada bizzat tecrübe ettim. Kesin bilgi yani.

Karar Destek Mekanizması

Ben de isterdim yatırımcılara bu yöntem neyin ne olduğunu şakkadanak açıklıyor demeyi. Ama yok öyle bir şey. Teknik analiz, “ne olacağını” değil, “hangi koşullarda ne yapılabileceğini” göstermeyi hedefler. Bu yönüyle deterministik bir tahmin aracı değil, olasılıklı bir karar destek sistemidir. Akademik perspektifte teknik analizin değeri, yatırımcıyı disipline etmesi ve duygusal kararların etkisini sınırlama iddiasıdır.

Özellikle kısa ve orta vadeli işlemlerde, teknik analiz araçları yatırımcının zamanlama riskini yönetmesine yardımcı olabilir. Ancak bu araçların bağlamdan kopuk ve mekanik şekilde kullanılması, yöntemin etkinliğini azaltır. Teknik analiz, ancak metodolojik bir çerçeve ve tutarlı bir strateji ile anlam kazanır.

Sınırlarını da konuşalım biraz

Her akademik yöntemde olduğu gibi teknik analizin de sınırları vardır. Piyasa dışı şoklar, makroekonomik kırılmalar ve politik gelişmeler gibi faktörler, fiyat davranışlarını öngörülemez şekilde etkileyebilir. Ama bu tip gelişmeler hangi yöntemi etkilemiyor ki? Hiçbir yöntemin vaat etmediği gibi teknik analiz de mutlak bir gerçeklik iddiası taşımaz.

Teknik analiz; temel analiz ve davranışsal finans yaklaşımlarıyla birlikte ele alındığında daha bütüncül bir çerçeve sunar. Tez çalışmamın temel motivasyonu teknik analizi tek başına bir kurtarıcı olarak değil; sistematik karar alma sürecinin bir bileşeni olarak konumlandırmaktı. Bir gün doktora tezimde aynı paylar için temel analiz çalışmayı planlamıştım. Ama neydi o söz: insanlar plan yapar ve tanrı onlara güler. Benim doktora süreci hayat gailesi bahanesiyle tarafımca baya uzatıldı.

Kendimi eleştirdikten sonra geçiyorum yöntemin eleştirilerine

Aslında finansal piyasalarda eski dönemlerinden bu yana kullanılan yaklaşım hem akademik dünyada hem de uygulayıcılar arasında yoğun tartışmalara konu olmuştur. Madde madde bakalım. Söz verdim sıkmamaya çalışacağım.

Grafik mi okuyoruz, kahve falı mı bakıyoruz?

Teknik analizi sevenler onu bir sanat olarak tanımlar. Çünkü yöntemlerin uygulanmasında öznel yorumun ağırlığı fazladır. Aynı grafiğe bakan iki analist, tamamen farklı sonuçlara ulaşabilir. Hangi formasyonun anlamlı olduğu, hangi zaman diliminin esas alınacağı, hangi parametre değerlerinin kullanılacağı konusunda evrensel bir standart yok. Bir analistin belirgin bir omuz baş omuz formasyonu olarak değerlendirdiği yapı, diğerine göre sıradan bir dalgalanma olarak okunur. Bu öznel yapısı nedeniyle üretilen sinyallerin tutarlılığı zayıf olabilir. Bu eleştirimizde teknik analiz, akademik çevrelerce zaman zaman küçümseyici biçimde “voodoo” ifadesiyle anılmıştır. Batıl derler, şans derler, falcılık derler ama yöntem derler mi? Hayır.

Etkin piyasaya aykırılık ve fırsat avantajının erimesi.

Teknik analizle ilgili temel eleştirilerden biri, doğrudan Etkin Piyasa Hipotezi’nin zayıf formuyla çelişmesidir. İlk yazıda anlatmıştık konuyu tekrar yazıp kağıdımızı dolu göstermeye çalışmayalım. Benim de katıldığım diğer eleştiri ise şöyle; belirli bir teknik kural veya formasyon gerçekten çalışıyorsa, bunu keşfeden yatırımcıların sayısı arttıkça fırsat da ortadan kalkar. Çünkü strateji yaygınlaştığında, bu bilgi hızla fiyata yansır. Yani teknik analizin başlangıçta başarılı görünen pek çok kuralı, zaman içinde popülerleştikçe etkisini kaybedebilir. 

Veri madenciliği sorunu: Ortada kutsal kâse falan yok.

Teknik analiz literatüründe sayısız indikatör, formasyon ve mekanik alım satım kuralı tanımlanmıştır. Bir de yetmiyor gibi bazı platformlarda kullanıcıların oluşturduğu melez göstergeler de var. Eleştiriler, bunların önemli bir bölümünün gerçekte rastlantısal başarılar olduğuna dikkat çeker. Geçmiş veri üzerinde binlerce farklı kombinasyonu test ettiğinizde, içlerinden mutlaka kârlı görünen bir kısmı çıkacaktır. Ancak bu başarı, o kuralın gerçek bir yapısal anomali yakalamasından değil, tamamen şans eseri geçmiş veriye uyum sağlamasından kaynaklanabilir. Bu duruma istatistikte veri madenciliği yanılgısı denir.

Jensen ve Benington’un 1970 tarihli çalışması bu noktada çarpıcıdır: Yeterince veri ve hesaplama gücü ile her zaman geçmişte kâr getirmiş bir mekanik alım satım kuralı bulabilirsiniz. Fakat bu, kuralın gelecekte de çalışacağı anlamına gelmez. Böyle bir strateji geçmişte yüzde yüzlerce kazanç üretmiş olsa bile, ileride aynı performansı sergileyeceğini varsaymak ciddi bir hatadır. Teknik analizde popülerleşen pek çok kural veya formasyonun başarısının arkasında da bu tür veri madenciliği etkilerinin bulunması olasıdır derler.

En sevmediğim şey: Düşük net getiri ve yüksek maliyet

Teknik analiz aktif ve sık işlem yapmayı teşvik eder. Sık al sat yapmak, komisyon ödemek, alış satış farkı, vergi gibi maliyetleri artırarak, teorik olarak elde edilebilecek ek getiriyi önemli ölçüde törpüler. Yine bazı akademik çalışmalar, teknik göstergelerin brüt anlamda sınırlı bir öngörü gücü sergilese bile, gerçek piyasa koşullarında bu avantajın işlem maliyetleri sonrası kaybolduğunu işaret etmiştir.

Kendini gerçekleştiren kehanet

Teknik analiz savunucuları, birçok yatırımcının aynı grafik ve indikatörlere baktığı durumlarda formasyonların çalışabileceğini ifade eder. Ancak bu, eleştirel açıdan bakıldığında, teknik analizin bazen yalnızca inanç üzerinden işlediğini düşündürür. Bir destek seviyesinin çalışması, o seviyeye çok sayıda yatırımcının alış emri koymasıyla ilişkili olabilir. Bu durumda destek, nesnel bir temel değerden çok, kolektif beklentinin ürünü oluyor demektir. Fakat aynı kolektif davranış bir gün tersine döndüğünde, herkesin bildiği destek seviyesi aniden kırılabilir ve güçlü hareketlere zemin hazırlayabilir. Bu açıdan, teknik analiz kısa vadeli kolektif davranışı yansıtan bir araç olarak görülebilir. Ama bu, uzun vadede sürdürülebilir bir avantaj sunacağı anlamına gelmez.

Temel faktörleri göz ardı etmek

Teknik analiz fiyat ve hacim gibi piyasa verilerine odaklandığı için, şirketlerin temel değerini, ekonomik görünümü veya haber akışını ikinci planda bırakma eğilimindedir. Oysa güçlü bir haber etkisi olduğunda, teknik sinyaller kısa sürede geçersiz hale gelebilir. Beklenmedik olumsuz bir şirket haberi, grafik üzerinde güçlü görünen bir destek ya da trend çizgisini tek hamlede anlamsız hale getirebilir. Makroekonomik veya politik bir şok sırasında da benzer şekilde, daha önce çalışır görünen teknik modeller başarısız sonuçlar üretebilir. Bu nedenle özellikle haber akışına duyarlı, oynaklığı yüksek dönemlerde yalnızca teknik analize yaslanmak ciddi risk taşır.

Grafiği Kızılay-Keklik dolmuşuna çevirmek

Teknik analiz uygulamalarında sık karşılaşılan bir başka sorun, aynı grafik üzerinde çok sayıda gösterge kullanılması sonucu analizin içinden çıkılmaz hale gelmesidir. Birbiriyle çelişen sinyaller yatırımcıyı kararsız bırakır. Hangi göstergenin baskın olduğuna karar vermek zorlaşır. Aşırı göstergelerle grafik doldurmak, geçmiş veriye mükemmel uyan ama geleceği tahmin gücü olmayan aşırı uyumlu stratejiler üretmeye yol açabilir. Bu durum, yatırımcıyı disiplinli bir sistem yerine rastgele işlemlere sürükleyebilir. Deneyimli traderlar sade bir sistemle birkaç temel göstergeye odaklanmanın, karmaşık ve çok katmanlı yapılara göre daha sağlıklı olduğunu vurgular.

Çok sıkıldık sonuca gelelim.

Teknik analiz finans dünyasında uzun yıllardır yaygın biçimde kullanılan bir araç olmasına rağmen, akademik açıdan bakıldığında tek başına güvenilir ve sürdürülebilir bir strateji olarak görülmez. Literatürde yer alan bazı çalışmalarda, teknik analiz ciddiye alınmaktan çok voodoo finans olarak nitelendirilmiştir. Uygulamada başarılı olduğunu ifade eden traderlar olsa da bu başarıların ne kadarının gerçek bir beceriye ne kadarının şansa veya kısa dönemli anomalilere dayandığı tartışmalıdır. Bu nedenle teknik araçlar, ancak temel analiz ve güçlü bir risk yönetimi çerçevesiyle birlikte dengelenmiş sistemin içinde kullanıldığında anlamlı sonuçlar üretebilir.

Aman Yatırımcılar Dikkat

Bazı platformlarda öyle grafikler görüyorum ki, belli ki bir şeyler çizilmiş, bir şeyler denenmiş ama neyin denendiği grafiğin kendisine sorsak ben de anlamadım der. Ortada ölçülebilir, tekrar edilebilir, sınanabilir bir sonuç yok. Yine de grafiği paylaşan kişi buna inanmış görünüyor. Takipçileri de inanmış.

Dikkat ederseniz, bu tür iddialı sinyal ve kesinlik dili kullanan hesapların büyük kısmı ya no-name ya da anonimdir. Çünkü yöntem görünür değildir, sorumluluk yoktur ve yanlışlandığında hesap sorulamaz. Neden mi böyle? Çünkü bu tür yönlendirmeler piyasa bozucu işlemler kapsamına girer ve piyasa bozucu tüm eylemler suçtur.

Dikkat edin. Ne faili ortada olmayan bir suça ortak olun ne de elinizdeki parayı başkalarının insafına bırakın. Borsa bir oyun alanı değil, bir yatırım pazarıdır.

Teknik analiz ise, çizgi çizme sanatı değil; test edilmiş, sınırları bilinen ve eleştiriye açık bir karar destek yöntemidir. Grafik bir şey söylüyorsa, ne söylediğini herkesin anlayabilmesi gerekir. Aksi halde o grafik, analiz değil sadece inanç üretir.

Teknik analiz tek başına para kazandırmaz, doğru karar sistemiyle birlikte anlam kazanır.

Bölüm 1’e buradan ulaşabilirsiniz.

Devam edecek…

İçerik Puanı 5

Bir yanıt yazın