
Kurumsal Sahtekarlığın Maskesi: Kopyala-Yapıştır
İş dünyasında bilgi paylaşımı elbette kaçınılmazdır. Kimse Amerika’yı yeniden keşfetmiyor. Yöntemler benzeşebilir, süreçler birbirinden esinlenebilir. Ancak esinlenmek başka, sorgulamadan kopyalamak bambaşkadır. Ne yazık ki bugün birçok kurumda, başka bir şirkete ait prosedürlerin, analizlerin ve politika metinlerinin doğrudan alınıp kendi logolarıyla sunulması pratik bir çözüm sanılıyor.
Peki buna iş dünyasında ne denir? Kurumsal Sahtekarlığın Maskesi.
Yazı Rehberi
Kurumsal Sahtekarlığın Maskesini Düşürelim
Başka kişi ve kurumların iş ürünlerini, analizlerini ve süreç dokümanlarını birebir kopyalayıp kendisine veya şirketine aitmiş gibi sunmak kurnazlıktan başka bir şey değildir. Ve bu kurnazlara bir haberimiz var, o belgeleri kopyaladığınızı biliyoruz.
Bu davranış, ne “zaman kazanmak”tır, ne de “hazır olandan faydalanma” zekasıdır. Bu, fikri mülkiyet hırsızlığıdır ve iş dünyasının, yüzeyde parlatılmış profesyonellik cilasının altında gizlenen en ciddi ahlaki erozyonlarından biridir.
Kurum içi sistemin inşası, internetten indirilen belgelerle, çalıştığımız eski kurumun işimizin ifası için bize emanet ettiği evrakların kopyalarıyla veya tanıdık firmadan gelen evraklarla kurulamaz. Zira her kurumun kendine özgü işleyişi, kültürü, riski ve sorumluluğu bulunur. Başkasının diliyle konuşan bir organizasyon, kendi sesini asla bulamaz. Kopyalanan her evrak, kurumsal özgünlüğü bir adım daha yok eder. Bu yazı, yalnızca belgeleri değil, onların arkasındaki zihniyeti masaya yatırmak için hazırlandı. Okumak pek keyifli olmayabilir…
Evrak Değil, Emek Çalınıyor
Başka bir şirkete ait prosedürleri, analizleri, talimatları veya politika metinlerini hiçbir uyarlama yapmadan, kendi kurumsal dokümanına dönüştürmek, basit bir hazır şablon kullanımı değildir. Bu, doğrudan başka bir işletmenin emeğini, zamanını, bilgisini ve organizasyonel birikimini gasp etmektir. Üstelik bu tür belgeler çoğunlukla danışmanlar, uzman ekipler veya iç kadrolar tarafından ciddi saha analizleri, denemeler, toplantılar ve revizyonlarla oluşturulmuştur. Bu belgeleri kopyalayan kişi yalnızca bir evrakı değil, bir başkasının entelektüel sermayesini, emeğini ve hatta itibarını çalmaktadır.
Bu konu artık sadece etik dışı bir mesele değil, mesleki düzlemde suça yakın bir davranıştır.
Hayati Süreçler Bile Kopya
Sorunun en vahim tezahürlerinden biri ise İş Sağlığı ve Güvenliği gibi doğrudan insan hayatını ilgilendiren alanlarda ortaya çıkıyor. Bugün birçok kurumun acil durum planları, risk değerlendirme raporları ve saha talimatları incelendiğinde, içeriklerin neredeyse birebir aynı olduğunu açıkça görüyoruz. Evrak numaraları farklı, şirket logoları başka ama içerik ve hatta örnek tablo ve görseller bile birbirinin aynı. Sözde farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmaların “yangın acil durum planları” kelimesi kelimesine aynı cümlelerle dolu.
Bir gıda üretim tesisindeki “yüksekte çalışma” prosedürü ile bir inşaat firmasındaki metinler karşılaştırıldığında yalnızca şirket adı, logo ve evrak numarası değişmiş.
Bu yalnızca mesleki bir zafiyet değil, doğrudan insan hayatı üzerinden yapılan bir kopyacılıktır. Sahada uygulanmayacak bir risk analizi, kriz anında çalışmayacak bir acil durum planı, şirketi değil, şirkette çalışan insanları riske atar. Kopyalanan her belge, kağıt üzerinde bir yükümlülüğü yerine getirmiş gibi görünse de gerçekte o yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Sadece üzeri örtülür, işi yapılmış gibi gösterir. İsterseniz hemen şimdi, “şirketinize ait” acil durum planını, risk analizini internette erişebildiğiniz belgelerle bir karşılaştırın. Denemek çok kolay!
Ve şunu açıkça yazalım, İSG evrakı kopyalamak, iş güvenliğini kopyalamaz. Evrak varmış gibi yapmak, önlemlerin alınmış olduğu anlamına gelmez. O belge ancak sahaya uyum sağladığında ve gerçek risklere dokunduğunda anlam kazanır.
Kopyalanan Her Belge, Düşürülen Her Seviye
Bu davranış sadece kopyalayan kişiyi değil, tüm organizasyonu aşağıya çeker. Şirket içinde “bu işler böyle yürür” algısının yerleşmesine, nitelikli üretimin değer görmemesine ve sahte başarı hikayelerinin kurumsal norm haline gelmesine yol açar.
Daha tehlikelisi ise bu yaklaşım, çalışmayan sistemlerin neden çalışmadığını anlamamızı engeller. Çünkü kopyalanan belgeler, kurumun dinamiklerine, iş süreçlerine, personel profiline ya da sektörel gerçekliğine uygun değildir. Denetimde, kriz anında veya sahadaki uygulamalarda dökülürler.
Sonuç mu? Prosedür var ama süreç yok. Talimat var ama uygulama yok. Evrak var ama sistem ne yazık ki yok!
Kopyala-Yapıştır Belgeler Kurumsal İtibarı Nasıl Zedeler?
Bugün birçok kurumun politika belgeleri neredeyse birbirinin aynısıdır. Kalite hedefleri, çevre duyarlılığı cümleleri, bilgi güvenliği taahhütleri kopyalanarak çoğaltılmıştır. Kurumsal web sitelerinde, sunumlarda, denetim dosyalarında yer alan bu içerikler bir standardı değil, bir samimiyetsizliği temsil etmektedir.
Kurumsal itibar, özgünlükle, samimiyetle ve içeriden üretilmiş bilgiyle inşa edilir. Kopyalanmış belgelerle inşa edilen yapılar, ilk krizle birlikte yerle bir olur.
Zaman Kazandığını Düşünenler Aslında Ne Kaybediyor?
Kopyalayarak sistem kurduğunu zanneden kişiler, kısa vadede bir zaman kazanımı yaşadığını düşünür. Fakat orta ve uzun vadede aşağıdaki şu üç kaybı yaşarlar.
Kariyer Güveni: Belgeyi hazırlayan değil, belgeyi kopyalayan olarak tanınırsınız. Üretemeyen, yaptığı işe aslında hakim olmayan, dokümante edemeyen biri olarak anılırsınız.
Kurumsal Güven: Yönetim, kopya belgelerin gerçekleri örtmediğini fark ettiğinde hem size hem de kurdum dediğiniz sisteme olan inancını kaybedecektir.
Mesleki İtibar: Belgenin kimden çıktığı, kim tarafından hazırlandığı kolayca tespit edilebilir. Kopyalanan içerikler sizi değil, başkasını konuşulur hale getirir.
Kopya Değil, Katkı Bekleniyor
İş dünyasının, özellikle bilgi üretimi üzerine kurulu alanlarında artık çok net bir gerçek var. Evrak teslim etmeyin, değer üretin. Dosya klasörlerini doldurmayın, süreçleri iyileştirin. İnternetten indirilen dokümanlarla değil, sahadan gelen verilerle çalışın. Danışmanınızdan belge değil, “düşünsel eşlik” isteyin.
Ve en önemlisi, şirketiniz sizden bulunmuş evrak değil, üretilmiş çözüm bekliyor.
Kurumların kendine ait bir sesi yoksa, söyledikleri yankı olmaktan ileri gidemez. Belgeleriniz başka bir şirketin diliyle yazılmışsa, o sistem size ait değildir. Size ait olmayan bir sistem sizinle çalışmaz.
Bu yüzden çağrımız çok nettir.
- Kopyalamayın. Katkı sunun.
- Taklit etmeyin. Üretin.
- Hızlı değil, doğru olsun diye çalışın.
Bu yazıyı, yüksek lisans tezinde toplamda %6 intihal oranıyla mezun olmuş, tezini tek bir kelimesine bile dokunmadan savunan biri olarak kaleme aldım. Çünkü ben, fikrin de emeğin de sahibine ait olması gerektiğine inanıyorum.
İçeriğine asla hakim olmadığınız sayfalarca evrak sizi işi bilir gösteremez. İşine hakim olan ve değer görmesi gereken, o özgün düşünce ve emeğin gerçek sahibidir.
Özgünlük yalnızca yeni bir fikir bulmak değil, var olan bilgiyi kendi gerçekliğiniz içinde yeniden düşünerek işleyen bir sisteme dönüştürmektir. Tarihin en büyük organizasyonlarından biri bile başka bir medeniyetin yasalarını olduğu gibi kopyalamak yerine, yönettiği toplumun ihtiyaçlarından, geleneklerinden ve sahadaki gerçeklerinden hareketle kendi düzenini kurmuştur. Bu yaklaşımın modern yönetim açısından ne ifade ettiğini Cengiz Han: Bozkırın İlk Sistem Mimarı ve Modern Yönetim Dersleri yazımızda ele aldık.Gerçek bir kalite sistemi, başka kurumlardan alınan prosedürlerin sadece logo değiştirilerek çoğaltılmasıyla kurulamaz. Standartların işletmenin sektörü, riskleri, organizasyon yapısı ve günlük işleyişiyle uyumlu hâle getirilmesi gerekir. Kuruma özgü kalite süreçlerinin nasıl tasarlanması ve sürdürülebilir bir yönetim sistemine dönüştürülmesi gerektiğini, Yapıcı Danışmanlık’ın Standart ve Kalite Yönetimi hizmet sayfasında inceleyebilirsiniz.Kurumsal Dokümanlar Hakkında Sık Sorulan Sorular
1.Başka bir şirkete ait prosedürleri kopyalamak neden sakıncalıdır?
2.Hazır şablon kullanmak ile belge kopyalamak aynı şey midir?
3.Kuruma özgü bir yönetim sistemi nasıl oluşturulur?


Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.